Kayıtlar

Ocak, 2023 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

“Dem bu demdir”

Bir koku duyarsın seni senden almıştır, geçmişe demir atarsın.. Yüzün mayışır da anlamına varamadığın hisler sarar çehreni..  Vardır çoğumuzun bunu gibi yaşadığı onlarca anı,               Bu anıları hatırlamanın belki gelmiştir zamânı.. Ayaklarının altına takılan boş bir konserve kutusunu gelişi güzel tekmelemiştir belki de çoğumuz farkında olmadan..  Kimimizi çeyrek asırlık bir zaman yolculuğuna çıkarırken bu eşsiz duygu, kimimizin de kıymetini bil(e)mediği zamanların, derin bir “âhhh” ı olur o içi boş sandığımız teneke kutusu..  Çocukluk yıllarının masum öyküsü canlanır hayal hatıralarımızda. İlkokul sıralarında, evin arka sokaklarında, bir şiirin mısralarında.. O İçi boş ve paslı silindir kucak açar bize..  İçi, dolu dolu geçmiş anılar diyârında ağırlar bizi..  Kahkahalar, sevinçler, bağırışmalar, çığlıklar, göz yaşları, taa ki unutulmuş yaşam mücadelemizin odağına sürükler bizi bir ânda bin düşünce ile..  ve bir ânda ...

Bedenine sıkışmış bana nasihat..

Göğsüme göğün ağırlığı çökerken, rahmet nazarların altında boşaldı yağmur misali gözümden yaşlar..  Uzayın boşluğuna sıkışmışçasına uçsuz bucaksız yakınlıklar ân be ân uzaklaştı zamansız mekansız..  Ben karanlığın aşığıyım o da benim aydınlığıma.. Muhtaçlık duygumuz aşkın sadık bir kölesi.. Artının eksiye, doğunun batıya, doğumun ölüme, kanın süte karışmasını aratmadan tek bir yürekte karıştık gönül dehlizine.. Görmen için göze ihtiyacın yok ey kar”an”lık..!!!  Aydınlığım ; Gözlerinin nuru, basiretin ve olmayan hislerinin eşsiz tarifi..Artık kalbinle görmeni ve ruhunla hissetmeni istiyorum..  Çık artık şu beden hapishanesinden kır kemik prangalarını !!!  Seni sarıp sarmalayan et ve deri ağından kurtul bir ân önce..  Sonra karanlığı kaybedecek ve ışığı yitireceksin beni o ân göreceksin...

Bâzı Hisler..

Göğsüme göğün ağırlığı çökerken, rahmet nazarların altında boşaldı yağmur misali gözümden yaşlar..  Uzayın boşluğuna sıkışmışçasına uçsuz bucaksız yakınlıklar ân be ân uzaklaştı zamansız mekansız..  Ben karanlığın aşığıyım o da benim aydınlığıma..  Muhtaçlık duygumuz aşkın sadık bir kölesi.. Artının eksiye, doğunun batıya, doğumun ölüme, kanın süte karışmasını aratmadan tek bir yürekte karıştık gönül dehlizine.. Görmen için göze ihtiyacın yok ey kar”an”lık..!!!  Aydınlığım ; Gözlerinin nuru, basiretin ve olmayan hislerinin eşsiz tarifi.. Artık kalbinle görmeni ve ruhunla hissetmeni istiyorum..  Çık artık şu beden hapishanesinden kır kemik prangalarını !!!  Seni sarıp sarmalayan et ve deri ağından kurtul bir ân önce..  Sonra karanlığı kaybedecek ve ışığı yitireceksin beni o ân göreceksin...

Geçmişin eskisi mi olduk..?

Tozlu raflara kaldırılmış bir gelecek.. 20 Kasım 2022 tarihli bir yazımı paylaşmak niyetindeyim.. İslam Sanatları Müzesinde umutulmuş hakikatler silsilesi fikrimde resmetti.. Bunca teknoloji, ilmî, fikrî, nakli ve içtimai ilimler olmasına rağmen günümüzün geçmişe nazaran üzerine eklenmiş zerre farkımız yok. Aksine geçmişi aratan bir gelecek sendromu yaşıyoruz velhasıl. Ne geçmişin üzerine yeni bir şeyler inşa edebildik ne de eskiye yeni bir renk, yeni bir anlam kazandırabildik.. Hani “iki günü eşit olan ziyanda”ydı.!!İki yüz yılı aşkın bir süredir Sûr’a üfürülmesini bekleyen ehli kuburdan ne farkımız var sorarım..? Yüz yıllar önce aynı şekiller ve aynı figürler.. İsimler farklı, cisimler hep aynı. Aynı ameliyat malzemeleri, aynı gök cisimleri, aynı tencere tavalar, alışık olmadığımız manzaralar... Burj Khalif’in görkemi ile Surlara mı meydan okuyoruz ? Botanik bahçelerimizle Bâbil’ in Asma Bahçeleri’ne mi kafa tutuyoruz ?  Yoksa uçaklarımızla, tanklarımızla daha askerlik yapmaktan ...

Bir Yakarış..

Ey Tahirul Mutahhar !  Pâki sâki’n hürmetine izzet ve şeref libâsını acizâne bedene haşyetinle kefen kıl..  Emreyle !  Emmâre-i nefsime, alnıma değsin secde..  İzzeti ikramından gireyim binbir vecde.. Gösterebileceğin en büyük mucizeyi göster ve sirati müstakim üzere ayaklarımı sabit kıl.. Firavunun kızıl denizde boğulduğu gibi  beni de dünyanın küfür denizinde boğulmadan, daldır havzı kevserine.. Anlamazsam incit yüreğimi.  Lakin senin beni incitmen, haremgâhını mahzun eylememden daha hayırlıdır.. Dışım firavunlaşmadan içimi Musa eyle.. Mucizen Musa’da (a.s.) hikmetin âsâdaydı.. İzzetin Âsiye’de (Asiye anamız) Zilletin Firavun’daydı Her şey zıttıyla kaim, sen Hayy ve Kayyum..