“Dem bu demdir”
Bir koku duyarsın seni senden almıştır, geçmişe demir atarsın.. Yüzün mayışır da anlamına varamadığın hisler sarar çehreni.. Vardır çoğumuzun bunu gibi yaşadığı onlarca anı, Bu anıları hatırlamanın belki gelmiştir zamânı.. Ayaklarının altına takılan boş bir konserve kutusunu gelişi güzel tekmelemiştir belki de çoğumuz farkında olmadan.. Kimimizi çeyrek asırlık bir zaman yolculuğuna çıkarırken bu eşsiz duygu, kimimizin de kıymetini bil(e)mediği zamanların, derin bir “âhhh” ı olur o içi boş sandığımız teneke kutusu.. Çocukluk yıllarının masum öyküsü canlanır hayal hatıralarımızda. İlkokul sıralarında, evin arka sokaklarında, bir şiirin mısralarında.. O İçi boş ve paslı silindir kucak açar bize.. İçi, dolu dolu geçmiş anılar diyârında ağırlar bizi.. Kahkahalar, sevinçler, bağırışmalar, çığlıklar, göz yaşları, taa ki unutulmuş yaşam mücadelemizin odağına sürükler bizi bir ânda bin düşünce ile.. ve bir ânda ...